Çölün Bilge Devinin Kanatları Altında

Sıcak Kumların Arasındaki Küçük Yolcu
Güneşin altın sarısı kumları usulca ısıttığı uçsuz bucaksız bir çöl varmış. Bu çölde kumların üzerinde sakin adımlarla yürüyen bilge bir deve yaşarmış. Devenin kirpikleri çok uzun ve hörgücü tıpkı küçük bir dağ gibiymiş. Sırtındaki renkli kilimin üzerinde ise dünyayı gezmek isteyen mor bir örümcek varmış.
Örümcek pofuduk bacaklarıyla kilime sıkıca tutunarak etrafı büyük bir merakla izliyormuş. Hava o kadar sıcakmış ki küçük örümcek bir süre sonra terlemeye başlamış. Kendi kendine, güneş bugün sanki bize gülümsüyor diye düşünerek gökyüzüne bakmış. Çölün sessizliğinde sadece devenin kumda çıkardığı yumuşak sesler duyuluyormuş.
Deve her adımda kumların üzerinde derin ama sessiz izler bırakarak ilerlemeye devam ediyormuş. Örümcek susayınca deveye nazikçe seslenmiş ve bu yolculuğun ne zaman biteceğini sormuş. Bilge deve derin bir nefes alarak durmuş ve küçük dostuna sabırlı olmasını söylemiş. Devenin sesi tıpkı hafif bir rüzgârın esintisi gibi güven verici ve çok sakinmiş.
Gözlerin Gördüğü Yanıltıcı Mavi Göl
Küçük örümcek devenin kürkünün arasına biraz daha sokularak uzaklara doğru bakmaya başlamış. Birden ileride parlayan masmavi bir su birikintisi gördüğünü sanarak büyük bir sevinçle zıplamış. Orada kocaman bir göl var diye heyecanla bağırmış ve devenin hızlanmasını istemiş. Deve ise sadece gülümseyerek ağır adımlarla yürümeye devam etmiş.
Bilge deve durup bu parıltının aslında gerçek bir su olmadığını örümceğe açıklamış. Çölün sıcak havası bazen ışığı bükerek bize gökyüzünün yansımasını yerde su gibi gösterirmiş. Örümcek bu duruma çok şaşırmış ve gördüğü her parıltıya hemen inanmaması gerektiğini anlamış. Gerçek olanı bulmak için biraz daha beklemeliyim diye içinden geçirmiş.
Yol boyunca rüzgâr kum tepelerinin arasından geçerken adeta eski bir masalı anlatıyormuş. Kum taneleri devenin bacaklarına çarparak küçük ama neşeli şarkılar söylüyor gibi hışırdıyormuş. Örümcek susuzluğunu unutmak için devenin ritmik adımlarını bir müzik gibi dinlemeye başlamış. Çölün kalbi bu sessiz adımların içinde gizli bir huzurla sakin sakin atıyormuş.
Fırtınanın Islığı ve Güvenli Sığınak
Birden gökyüzünün rengi değişmiş ve ufuktan dev bir toz bulutu onlara doğru gelmiş. Rüzgâr sertleşmiş ve çölün huzurlu sessizliği yerini güçlü bir uğultuya bırakmış. Yaşlı kum tepeleri fırtınanın gelişiyle sanki yerinden kalkıp dans etmeye hazırlanır gibi görünüyormuş. Deve hemen dizlerinin üzerine çökmüş ve minik dostunu korumak için hazırlık yapmış.
Örümcek fırtınanın sesinden biraz çekinmiş ama devenin sakinliğini görünce hemen rahatlamış. Deve uzun kirpiklerini kapatmış ve örümceğe kalın kilimin altına saklanmasını fısıldamış. Kum fırtınası üzerlerinden geçerken deve gövdesini adeta sağlam bir kale gibi örümceğe siper etmiş. Örümcek devenin sıcak kürkünün altında fırtınanın geçmesini beklerken kendini çok güvende hissetmiş.
Fırtına dindiğinde her yer yeniden süt liman olmuş ve güneş tekrar yüzünü göstermiş. Deve burnunu havaya kaldırıp uzaklardan gelen taze bitkilerin ve suyun kokusunu içine çekmiş. Örümcek devenin bu kadar dayanıklı ve koruyucu olmasına hayran kalarak ona teşekkür etmiş. Birlikte yola devam ederken artık en zor anlarda bile korkmasına gerek olmadığını biliyormuş.
Vahanın Serinliği ve Dostluğun Sırrı
Bir tepeyi daha aşınca karşılarına yemyeşil ağaçların ve berrak suyun olduğu bir vaha çıkmış. Örümcek sevinçle kumların üzerinden kayarak suyun kenarına inmiş ve kana kana su içmiş. Deve de uzun yolculuğun ardından serin gölgede dinlenirken huzurla gözlerini kapatmış. Vahadaki kuşlar dalların arasından onlara hoş geldiniz der gibi neşeyle cıvıldıyormuş.
Örümcek o gün sadece susuzluğunu gidermemiş, aynı zamanda çok değerli bir şeyi de öğrenmiş. Bazen yol ne kadar zor görünürse görünsün güvenilir bir dostla her şey kolaylaşırmış. Acele etmek yerine doğru zamanı beklemek ve çevreyi can kulağıyla dinlemek en büyük hazineymiş. Çölün bilgeliği örümceğin minik kalbinde artık ömür boyu taşıyacağı bir anıya dönüşmüş.
Akşam olup yıldızlar gökyüzünde birer birer yanarken çöl yeniden derin bir uykuya dalmış. Deve ve örümcek ay ışığının altında yan yana huzurla nefes alarak dinlenmişler. Gökten düşen üç hayali hurma, sabredenlerin ve birbirine güvenenlerin kalplerine tatlı birer ödül olmuş. Yıldızlar sönene dek her canlı, kendi içindeki sessiz melodiyi dinleyerek huzurla uyumuş.



